‘Yavuz Aydın Yazıları’ Kategorisi için Arşiv


İsfahan Şiraz Persepolis 

 

isfahan camii

Istanbul’dan Isfahan’a 2h55 dakika sürdü uçuşumuz, Thy ile promosyon bileti gidiş dönüş 84€. Isfahan’da hava sıcaklığı gündüz 14 derece, gece -2derece. Isfahan Türkiye’den 1,5 saat daha ileri. Samand adında amblemi at kafası olan Iran yapımı bir araçla havaalanindan pahalı olduğunu bilerek 4$ karşılığında yarım saatte First Masjet Seiiet, Crossroads Takhti/Isfahan adresindeki Otel Azadi’ye geldik. Tel:+983112204056 Üç yıldızlı temiz bir otel kahvaltı dahil oda fiyatı yaklaşık 30$ USD(Pazarlıkli)/880IR.Çok sıcak olan bir odamiz var; minibar, terlikler, telefon, müzik ve internet ile seccade ve Kuranı Kerim var. Araba markalarından bahsetmişken sokaklarda Saba saipa, peugeot pars, samand marka arabalar var. Ama servis desteği sadece pegueot servislerinde veriliyor. (daha&helliip;)


WordPress.com istatistik yardımcı maymunları bu blog için bir 2012 yıllık raporu hazırladılar.

İşte bir alıntı:

2012 Cannes Film Festivaline 4.329 film gönderildi. Bu blog, 2012 içinde yaklaşık 17.000 kez görüntülenmiş. Eğer her görüntülenen bir film olsaydı, bu blog 4 Film Festivaline ev sahipliği yapardı

Raporun tamamını görmek için buraya tıklayın.


Olympia Antik Kenti ve Müzesi, Katakolon, Yunanistan

Katakolon sadece 600 kişinin yaşadığı küçük bir kasaba ama Yunanistan’da  Cruise gemilerin en çok durak yaptığı yerlerden biri olduğundan çok fazla hediyelik eşya satan dükkan var. Dükkanların olduğu Ana cadde ve Praxitelis Kondily adında iki caddeden oluşuyor ve caddenin  girişinde turistlik bir çek çek ve at arabalarıyla gezmek isteyenler için alternatifler var. Ayrıca Atv, Scoter yada bisiklet kiralamak için yerler var. Sokağın sonunda müze ve müzeyi biraz geçtikten sonrada küçük tekneler için bir marina ardından plajların olduğu alana gidilebiliyor. İnce kumdan oluşmuş temiz ve uzun bir plajı mevcut ama nüfus az olduğundan olabilir pek kimseleri göremedim plajda, oysa hava oldukça sıcaktı. Cruise gemiler burada 4-6 saat kadar kaldıklarından dolayı turistler bu süre içinde genellikle Olympia Antik Kentini gezmeyi tercih ediyorlar. (daha&helliip;)


Bari; İtalya’nın güneyinde  Napoli’den sonra en büyük ikinci kenti.  Merkez nüfusu yaklaşık 320.000 kadar.  Ama  metropolitan alanı 1 milyonu geçmektedir.  Bari, İtalya’nın 20 komun bölgesinden biri olan Puglia bölgesinde bulunmaktadır.  Eski ve yeni şehir olarak ikiye ayrılmıştır. Ticari bir konuma sahip olan Bari yüzyıllar boyunca konumunu iyi değerlendirmiştir. Geleneksel sanayiler yanında makine ve dokuma sanayisi bakımdan önemli  zenginliğe sahiptir.

Tarihi geçmişine baktığımızda Romalılar, Lombardlar, Bizans, Araplar’ın(Abbasiler) yanı sıra 11.yy.’da özgür bir şehir devlet olmuştur.  19.yy.’in başında ise komşularının kaderini paylaşıp Napolyon güçlerine teslim olmuştur.
Şehirde gezilecek görülecek yerlerin başında  Teatro Margarita (tiyatro) geliyor. Görkemli bordo renkli binası deniz kenarında balık pazarının hemen arkasında yer alıyor. 18.yy.’dan kalma Margarita Tiyatro’sunun yenilenmiş yapısı  halen eski görkemli günlerinde ki gibi konuklarını ağırlamaya devam ediyor. Tiyatro binası Floransa devlet arşivlerinde yapılan bir çalışmaya göre 1756 yılından sonra tiyatroyla beraber adından en çok söz ettiren kişi  Dr.Vittorio Brandi olmuştur, kendisi aynı zamanda bando ve müzik direktörlüğü yapmıştır. Brandi’ye göre burası müzik ve tiyatro tutkulu birer aşık’tır. Tiyatro eserlerini finanse edilmek üzere zamanında vatandaşlar tarafından kurulmuş bir şirket mevcuttur. Faşizm döneminde ulusal faşit partisi tarafından çalışma ofisi olarak kullanılmıştır. Bu zamanlarda 70-80’li yılarda bina çürümeye başlamıştır  sonrasın da bir sinema olarak kullanılmaya başlamıştır. (daha&helliip;)


Günümüzde AVM’ler o kadar yaygınlaştı ki neredeyse her semtte büyük bir alışveriş merkezine rastlamak mümkün. Ama öyle bir yer var ki, atlattığı onca felakete rağmen hala dimdik ayakta ve görenleri kendine hayran bırakmayı başarıyor; Kapalıçarşı…
Kapalıçarşı

Her ne kadar son dönemde alışveriş merkezlerinin sayısı artmış olsa da,  çarşılar arasında bir tane var ki, hepsinden eski, hepsinden büyük ve içinde hepsinden daha çok mağaza var. Dünyanın en önemli ve en büyük şehirlerinden olan İstanbul’un, tarih boyunca alışveriş merkezi olan Kapalıçarşı.

Bugünkü Kapalıçarşı, Fatih Sultan Mehmet tarafından İstanbul’un fethinden bir süre sonra kurulmaya başlamış ve zaman içerisinde dönemin ihtiyaçlarına paralel büyümüş. İhtiyaçlara yönelik olarak tüm zamanların en büyük çarşısı olmuştur. 30 bin metrekareden daha büyük bir alana yayılmış olan bu büyük çarşıda 21 kapı,17 han, 66 sokak, 18 çeşme, 12 tane mescid, bir hamam, 10’dan fazla depo, 4000′den fazla dükkan ve çok sayıda su kuyusu bulunuyor. Hatta rivayet olunur ki, eskiden çarşının içinden bir ırmak geçermiş. Bugün, Üzeri tamamen kurşun kubbelerle örtülü bu tarihi mekanı günde yarım milyondan fazla kişi ziyaret ediyor. (daha&helliip;)


Terkedilmiş, esrarengiz ve sır dolu Kumbaba Oteli, Şile

Şile; İstanbul’un en turistik ilçesi. Şile’ye İstanbul kent merkezinden bir saat içinde ulaşabiliyorsunuz. Kış aylarında çok sakin biryer olsa da yazın özellikle hafta sonları çok kalabalık oluyor. Uçsuz bucaksız dalgalı plajları herkese yetiyor. İnce kumdan oluşmuş sapsarı kum plajların güzelliği anlatılacak gibi değil. Şile’de plaj turizminin yanında Şile Bezi bir gelir kaynağı. Şile bezi plaj turizminin gölgesinde kalmış olsada hala direnmeye devam ediyor. Henüz birçok dükkan şile bezi satmaya devam ediyor. Başlıklar bunlarla da bitmiyor. Hele birde Şile’nin palamut zamanı balık restaurantlarında ki manzara eşliğinde yemek yerken muhabbet etmenin keyfi başka birşeyde yok. Koonaklama alternatifleri arasında ise merkezin hemen liman tarafında olan polis karakolunun karşısındaki Tümay Pansiyon’un sıcak ortamı Şile’nin tüm güzelliğini yaşatır size.

(daha&helliip;)


Kapadokya

Kapadokya, kar altında görülmeye değer! Kış aylarında vadi manzaraları, peri bacaları görüntüsü daha güzel olsa da yaşam zordur Kapadokya’da. Ama güzellikler yaşamak istiyorsak zorluklara katlanmak zorundayız… Kapadokya’da aralık ayından mart ayına kadar kar olabilir . Bu sene Şubat ortalarında kar peribacalarını kapladı ve hala lapa lapa yağmaya devam ediyor. Dünyanın başka bir yerinde daha güzel bir yer var mıdır karla kaplı Kapadokya kadar bilemiyorum… Sanki bembeyaz bir örtü tüm vadileri kaplamış. Yaz aylarında gördüğümüz o rengarenk bazalt, andezit, tüf, ingimbirit renk armonisi şimdi bembeyaz. Sadece bacaların boyun kısmındaki kül kalıntısı, ‘tüf’ün sarı rengi belli oluyor biraz, o kadar. Zaten sakin bir havası olan bu vadiler, şimdi sanki hiç el değmemiş gibi, sanki ilk keşfeden bizmişiz gibi görünüyor. (daha&helliip;)


Karibu Kenya

Ülkenin en önemli kenti Nairobi, oldukça büyük ve dağınık bir yerleşime sahip yüksek katlı binaların olduğu başkent Nairobi 3 milyondan fazla nüfusa sahip. 15.yy’da sömürülmeye başlayan Kenya toprakları Portekiz,Almayna ve İngiltere tarafından uzun yıllar sömürülmüş. Ülkenin en önemli ikinci şehri ise uzun yıllar Portekiz sömürgesinde kalmış Hint Okyanusu kenarındaki daha çok müslümanların yaşadığı bir liman kenti olan Mombasa. Ülke içerisinde karayolu ağı mevcut, sadece ana yollar asfalt olsada gidiş ve dönüş tek şeritten ibaret. Tren, sömürge yıllarından kalmış haftanın üç günü Nairobi-Mombasa arasında çalışıyor. Gece yolculuk yapmak hem tehlikeli hemde çoğu yerde yasak. Büyük şehirlerde polis ve asker dışında çok sayıda özel güvenlik personeli görev yapıyor. Zenginlerin yaşadığı bazı evlerde yada işyeri çevrelerinde gece devreye giren elektrik telleri görmek mümkün. Bütün bu alışık olmadığımız durumlara rağmen Nairobi ve Kenya toprakları gezilip görülmeye değer cennetin farklı bir bahçesi gibi.


(daha&helliip;)


Milano Rüyası Milano’yı tek bir sayfaya sığdırma niyetinde değilim, sayfalarca yazmanında anlatmaya yeteceği kanaatinde de değilim. Belli bir süre içerisinde hızlı, pratik, biraz koşturarak hem de sanatından, hem yaşamından, hem mimarisinden, politikasından, şehir düzeninden ve buna benzer bir sürü başlıktan tadını alarak bazende tadı damağimizda kalarak gezdiğimiz muhteşem şehirlerinden birisini belkide en çekicisini aktarmaya çalışacağım. Dünya modasına yön veren merkezlerden olan Milano’yu gezmeye başlayalım.

Milano; Malpensa Havaalanı’ndan şehir merkezi otobuslerle 1 saat kadar sürüyor ve havaalanından merkeze ulaşım ücreti 7,5 Eu. Ama daha hızlıolan treni tercih etmek isterseniz süre 30dak. Fakat ücret 11Eu. Milano merkez istasyonu oldukça büyük ve mermer kaplama görkemli bir bina doğu yününe giden tren ve hızlı trenler buradan hareket ediyorlar. (daha&helliip;)


Çanakkale Geçilmez

İstanbul‘dan yaklaşık 400km uzakta olan Çanakkale Asya ile Avrupa kıtasını birbirine bağlayan 2. şehrimiz ve oldukça önemli bir yer tutmuş geçmişten günümüze. İstanbul’dan karayolu ya da havayolu seçenekleriyle ulaşabilirsiniz. Edremit (Anadolu) yada Çorlu (Avrupa) tarafındaki havaalanlarına Ankara‘dan da ulaşmak mümkün, özel havayolları dönemsel olarak birçok sefer düzenlemekte. Ama en çok tercih edilen alternatif karayoludur. İstanbul’dan yola çıktıktan sonra Silivri, sonrasında Marmara Ereğlisi ve ardından Tekirdağ şehir merkezini görerek vereceğiniz meşhur köfte molası sonrası Malkara, yönünü takip etmeniz ve Gelibolu- Çanakkale sapağına girmeniz gerekiyor. Toplam yolculuğunuz yaklaşık 5 saat kadar sürecektir. (daha&helliip;)


Madrid’i yaşamak

İstanbul’a hoşçakal dememizin ardından dört buçuk saat geçmişti ve biz Madrid semalarındaydık. Şehir tüm güzelliğiyle gözlerimizin önündeydi. Bir kaç saat sonra kentin sokakları arasındaki kalabalığın arasına karışacak ve bu muhteşem kentin tadını çıkaracaktık. Çünkü kimi şehirlerin sihirli bir havası vardır. Sizi içine alır ve bu büyülü ortamda keyifli zaman geçirmenizi sağlar. Siz sadece kente kendinizi bırakın…
Bir kaç bin yıllık bir kent Madrid. İçinde Mağribiler’in de Romalılar’ın da izlerine rastlanıyor. Franco rejiminin yaralarını da sarıyorlar, büyük aşkları da yaşıyorlar… Madrid tam bir renk cümbüşü ve en çok Kırmızı seviyorlar. Çünkü bellerine taktıkları kırmızı kuşak cesaretin ve arzunun rengi… (daha&helliip;)

Küba; kaderini kendi yazan bir ülke… Özgürlüğü için kanının son damlasına kadar savaşan ve bu savaştan zaferle çıkan bu küçük ülke gerçekten görülmeye değer!
Küba

Air France Havayolları’yla, İstanbul’dan Paris’e uçuşumuz yaklaşık 3,5 saat sürdü. Paris Charles de Gaule Havaalanı’nda 2 saat kadar bekleme süremiz vardı. Yolculuğumuzun yaklaşık 15,5 saat süreceğini düşündüğünüzde, 2 saat bekleme süresi aslında hiç de uzun değildi. Zaten o süre, alışveriş, havaalanı keşfi, dinlenmek derken çabucak geçiveriyor. Paris’ten ikinici uçağımıza bindikten sonra kaptan pilotumuz yolculuk süremizin yaklaşık 10,5 saat olduğunu açıkladı. Yolculuk süresi uzun olunca, uçakta ona paralel olarak büyük oluyor. Konforu muhteşem olmasa da 10,5 saati geçirmek için oyalanacak, meşgul olunacak birkaç alternatif vardı. (daha&helliip;)


Sevilla, geçmişten günümüze taşıdığı kültürel mirasının yanı sıra, efsanevi Flamenko dansı ve gece hayatıyla da görülmeye değer bir şehir!
Sevilla

İberlerin başlattığı yerleşim sırasıyla Fenikeliler, Yunanlılar, MÖ 3.yy.’da Kartacalılar, Romalılar, Vandallar, Vizigotlar’dan sonra 711′den itibaren 1492′ye kadar da Müslüman Araplar’ın hâkimiyetinde kalmış. Bugün, İspanya’daki 17 otonom bölgeden biri olan ve Andalucia’nın başkenti olan Sevilla, çevresindeki banliyölerle 1,5 milyondan fazla nüfusa sahip. Bu zengin şehirde güneş enerjisi kullanımı oldukça yaygın, küçük sanayi, tarım, zeytincilik, Guadalquivir Vadisi’nde şarap üretimi, gemi yapımı, jüt üretimi, cıva, askeri malzeme üretiminin yanı sıra seramik ve çinicilik de ekonomiye destek
veren diğer faktörlerden bazıları. (daha&helliip;)


Her yıl “Şeb-i Aruz”da yüzlerce insanı sevginin kaynağına çağıran Mevlana ve onunla özdeşleşen şehri Konya… Tarihi ve mistik havasıyla Türkiye’nin en görülmeye değer yerlerinden biri…
Konya

“Gel, gel, ne olursan ol gel” çağrısıyla bütün dünyayı kendine çağırmaya devam eden tarihin başkenti Konya, aslında Selçuklu Beyi 2. Alâeddin Keykubat’ın seçimiymiş. Büyüklük olarak Türkiye’nin 6. ili olmasının yanı sıra, her yıl iki milyon olan nüfusundan daha fazla ziyaretçi ağırlıyor olması Konya’nın kültürel açıdan da ne kadar zengin olduğunu ortaya koyuyor. Konya, Selçuklulardan ve Osmanlılardan kalma antik eserlerin de bulunduğu, burada hüküm sürmüş medeniyetlerin bıraktığı miraslarının yanı sıra, camileri, medreseleri ve türbeleriyle de ziyaretçilerine kültürel bir şölen
yaşatmaya devam ediyor.  (daha&helliip;)