Sevilla, Endülüs


Sevilla, geçmişten günümüze taşıdığı kültürel mirasının yanı sıra, efsanevi Flamenko dansı ve gece hayatıyla da görülmeye değer bir şehir!
Sevilla

İberlerin başlattığı yerleşim sırasıyla Fenikeliler, Yunanlılar, MÖ 3.yy.’da Kartacalılar, Romalılar, Vandallar, Vizigotlar’dan sonra 711’den itibaren 1492’ye kadar da Müslüman Araplar’ın hâkimiyetinde kalmış. Bugün, İspanya’daki 17 otonom bölgeden biri olan ve Andalucia’nın başkenti olan Sevilla, çevresindeki banliyölerle 1,5 milyondan fazla nüfusa sahip. Bu zengin şehirde güneş enerjisi kullanımı oldukça yaygın, küçük sanayi, tarım, zeytincilik, Guadalquivir Vadisi’nde şarap üretimi, gemi yapımı, jüt üretimi, cıva, askeri malzeme üretiminin yanı sıra seramik ve çinicilik de ekonomiye destek
veren diğer faktörlerden bazıları.

Sevilla

711 yılında toprakları ele geçiren Müslüman Araplar, Vizigotlar zamanındaki kiliseleri camiye çevirmişler. Daha sonra 1248 yılında III.Fernando Reconquista’dan yani yeniden fetih hareketinden sonra yapıların bir çoğu tekrar kiliseye dönüştürülmüş. Dini yapılar başta olmak üzere bu binalar üzerinde yapılan değişimler sivil mimariye de yansımış ve ortaya Endülüs tarzı çıkmış. Yıllar sonra Sevillalı mimarlar bölgenin ruhunu yansıtan bu nostaljik oluşumu modern mimariyle birleştirmiş. Bu yaklaşımın en önemli örneği ise ünlü mimar Hanibal Gonzales’in 1929 yılında inşa edilen eseri ve aynı zamanda Ulusal Iberia-Amerika Fuarı için yapılmış olan Plaza. Şehir içerisinde sayısız müzenin yanı sıra Katedral ve Alkazar Sarayı en çok ziyaret edilen yerler arasında. Katedral pazar günleri dua saatleri hariç diğer günler ziyarete açık. Giralda denilen 94 metrelik kulesine çıkılıp, şehri izlemek ise muhteşem bir deneyim.

Sevilla

Alkazar Sarayı ve Güney Amerika Arşiv Müzesi eski şehir merkezindeki gezilebilecek ve ziyaretçi sayısı en fazla olan müzelerden. Hele ki güneşli bir bahar günüyse Guadalqivir ırmağı kenarında sayısız restaurant ve kafeteryanın tadına doyum olmaz. Bütün bunların yanında Endülüs Emevi Devletlerinden kalan Altın Kule 1221 yılından beri ayakta kalmayı başarmış ve halen Sevilla’nın simgelerinden.  İsterseniz Altın Kule müze olarak da gezilebiliyor. Ayrıca gününüzü renklendirebileceğiniz ve sadece bir saatinizi alacak olan Guadalqivir tekne gezintilerini es geçmemelisiniz çünkü nehrin iki yakasını, bu kadar kısa sürede ve böyle bir açıdan görmenin başka bir yolu yok. Eğlence adası olan La Isla Megica da nehir kenarından görülebilir. Nehrin eski şehir tarafında, 1900’lü yılların başında yapılmış olan köşkler ve muhteşem köprüler de dönemin zenginliğinin en önemli simgelerinden.

Sevilla

Sevilla’da düzenlenen 1992’deki Ulusal Expo Fuarı’ndan sonra şehir hızla büyüyüp düzenlendi. Guadalqivir Irmağı, sıklıkla taşan ve etrafına zarar veren bir nehirken, şimdilerde görüntüsü ve üzerinde yapılan kano yarışlarıyla adeta Sevilla’nın plajı. Çünkü yaz ayları boyunca ırmak kenarındaki yeşillikler aynı zamanda güneşlenmek, bisiklete binmek, yürüyüş yapmak ve spor yapmak için en çok tercih edilen yerlerden.

Şehrin içlerine doğru girdiğimizde Santa Cruz denilen eski mahallenin dar sokak aralarıyla karşılaşıyoruz. Burada bulunan kafeterya ve restoranlarda sıcaktan bunalan turistlerin ve halkın rağbet ettiği gölge plazalar Sevilla’yı yaşamaya değer kılan en önemli öğelerden. Günün ilk saatlerinde “Churro” dedikleri kahvaltılık ya da kruvasan ile “Cafe con Leche” yani sütlü kahve içerek güne başlayabilirsiniz. Ayrıca sokak restoranlarında günün her saati deniz mahsulleri ve pilav karışımından yapılan İspanyolların milli yemeği “Paella” çeşitlerini ve “Tapas” dedikleri mezeleri bulmak mümkün. Sevilla’da, siesta uygulaması olsa da, hediyelik eşya dükkanları ve restoranlar gün boyunca açık

Sevilla

Sevilla’nın mutfağı ise oldukça lezzetli, farklı tatlardan oluşuyor. Akdeniz’e ve Atlas Okyanusu’na yakınlığı, ikliminin sürekli sıcak olması, zeytinyağının bolluğu mutfağının bu kadar lezzetli ve çeşitli olmasının en önemli nedenlerinden. Başta zeytinyağlılar olmak üzere, hamura batırılmış, zeytinyağında kızartmış balıklar, tadı Mezgit’e benzeyen Pescado Blanco (beyaz nehir balığı), Salmorejo Cordobes, (ekmek kırıntılı kremalı soğuk çorba), Chocos con Habas (beyaz şarap terbiyeli defneyapraklı fasulye), minik karidesli börekler, Gazpacho (soğuk domates çorbası), Pato de la Sevillana (soğan pırasa ve havuçlu ördek eti), Rabo de Toro (boğa kuyruğu yahnisi) ve tatlı olarak da Tocino de Cielo karamel kaplı “tanrısal tatlı” olarak adlandırdıkları Sevilla’ya özgü tatlardan sadece birkaçı.

Sevilla

Sevilla’da geceler ise bir başka güzel. Size o kadar çok alternatif sunar ki, ne yapacağınızı şaşırırsınız. Plaza Armas denilen eski askeri meydan ya da şimdi ki otobüs durağı çevresinde lüks gece kulüpleri bulunuyor. Eğer daha uygun fiyatlı bir yerler düşünüyorsanız, Plaza Nikolas Meydanı’nda barların olduğu kalabalık, ayakta ve dışarıda muhabbet eşliğinde içkinizi yudumlayabileceğiniz alternatif mekanları ya da eski balıkçılar mahallesindeki sokak barlarını tercih edebilirsiniz. Tüm bunların yanı sıra,  “Flamenko Gecesi” kesinlikle es geçilmemeli. Unutmayın ki Sevilla aynı zamanda Flamenko dansının da kalbinin attığı yer. Bunun için en iyi seçeneklerden biri Palacio Andaluz. Her akşam, ikişer saatlik iki gösteri düzenleniyor. Herhangi bir koreografisi bulunmayan, dansçıların gitarın sesine göre ritim tuttukları, topuk sesleri ve renkli elbiseleriyle aşklarını, ihtiraslarını danslarıyla anlattıkları bu şovu mutlaka izlemelisiniz.

Sevilla

Sevilla’da eski şehir merkezi otellerinin yanı sıra pansiyonlarda, kiralık odalarda ya da paylaşımlı odalarıyla daha çok sırt çantalı gezginler için çok ucuza konaklama imkanı sunan hotsallarda konaklayabilirsiniz. Şehir merkezinde, Katedral ve çevresinde ya da Santa Cruz mahallesinde küçük bir şehir otelinde konaklamak şehri tanımak ve şehrin içinde olmak adına daha iyi bir tercih olabilir. Ayrıca şehre 10-15 km uzaklıkta, daha büyük, bahçeli, havuzlu ve geniş odalarıyla tatil köylerine benzeyen çok sayıda otel bulmak da mümkün. Çevre köylerde bulunan “Casa Rural” dedikleri kiralık evlerde konaklamak da hoş bir alternatif olabilir.

Sevilla

Şehirde hediyelik eşya bakımından da inanılmaz bir zenginlik var. Seramik ya da çinilerden yapılmış hediyelikler, cam ürünler, Cordobes denilen şehrin simgesi haline gelmiş fötr şapkalar, gitarlar, gümüş takılar, pelerinler ya da matador kıyafetleri, Flamenko dansçı kıyafetleri, Castanelas denilen ahşap ziller, Sevilla’nın simgesi yelpaze (Abanico) ve meyve parçacıkları ile kırmızı şarap içeren Sangria hem kendinize hem de ailenize ve arkadaşlarınıza hediye almak için oldukça ideal. İspanyol futbolunun coşkusunu yaşamanın da mümkün olduğu Sevilla’dan, şehrin en güçlü iki takımı FC Sevilla ve Real Betis’in ürünlerinden almak da hoş bir hediyelik alternatifi olabilir.

Sevilla
Turistlik olarak dört mevsim gezilebilen Sevilla’ya İstanbul ya da Türkiye’nin farklı bir şehrinden direkt uçuş yok ama Madrid, Malaga, Valencia ve Barcelona’dan aktarmalı olarak THY & SPANAIR uçuşları bulmak mümkün. İlk fırsatta Sevilla’yı görmelisiniz!
Bazı şehirler iz bırakır; Sevilla
Yavuz Aydın Profesyonel Turist Rehberi
Reklamlar

One response to “Sevilla, Endülüs

  1. sevilla gerçekten gezilip görülmesi gereken, insanın gözüne hitap eden, sokaklarında kaybolmaktan keyif alınacak, insana bir şeyler katan güzel yerlerden birisidir. benim sevilla gezim için yzdığım düşüncelerimi burdan bulabilirsiniz;
    http://www.geziyorum.net/sevilla-gezisi/

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s