Rio de Janeiro, Brezilya


15 milyonluk dev metropolde dolu dolu iki gün, Yemekleriyle, sokaklarıyla, plajı ve mate kültürüyle karşınızda  Rio de Janeiro. Rio de Janeiro ismi Portekizce’de Ocak Nehri anlamına gelmektedir. Brezilya’nın 15 milyon nufusuyla en kalabalık ikinci şehri olarak tanınırken aynı zamanda en eğlenceli sehirlerden biri olarak da ün kazanmıştır. En kalabalık şehir olan São Paulo 20 milyon nüfusa sahip ama Rio ile karşılaştırdığımızda hayli sönük kalıyor. Rio’ya yaptıgımız gezi icin arkadaslarım ve ben sadece iki gün ayırabildik.

São Paulo Tietê nehrinin adını alan Tietê otobüs terminalinden saat gece 01.00’de yolculugumuza basladık.Yaklasık 6 saat suren yolculugumuzda Rio’ya gelene kadar soguktan donduk. Neden bilemiyoruz ama otobüsler klima yüzünden son derece soguk ve daha enteresanı usuyen bizden baksa kimse yok gibiydi.

Sabah 07.00’de sora sora öğrendiğimiz sehir merkezine “Central” yazan terminalin tam karsısından bindigimiz bir otobüsle gittik.Sehir merkezinin adı yok gibiydi, herkes merkez diyordu sorduğumuzda. O yuzden indigimizde öğrendik ki “Lapa”ya gelmisiz, otelimizin oldugu bölgeye. Rio’da deniz, kum, gunes sizin icin birinci planda degilse Lapa diye bilinen gece eglencesinin son derece bol oldugu bu bölgede otel bulmak Copacabana plajından cok daha ekonomik olacaktır. Bir triple oda fiyatı 230 Real’di. Ayrıca oteller Ipanema ve Leblon bölgesinde de yoğun biçimde bulunur ancak fiyat olarak yaklaşık 700 Real’den başlar. Çok fazla hostele rastlamadık, daha ziyade 2 yıldızlı dökük bakımsız oteller vardı etrafta. O yuzden ekonomik ve biraz da kültür turizmi ilginizi çekiyorsa Lapa konum olarak da gayet iyiydi.

Biraz otelde dinlendikten sonra kendimizi Cristo Redentor olarak bilinen ünlü “İsa” heykelini gormeye adadık. Otobüsle öyle dolaştık ki, kaybolmuştuk, ama hic kaybolmuşluk hissi vermedi,cunku sehirde ilk günümüzdü ve bu otobüs bir nevi “Touristic Bus” görevi görmüştü bize. Corcovada tepesi ilk soracagımız adres olmalı İsa’ya ulasabilmek icin.Cumartesi gününün olması bizim icin talihsizlikti, çünkü akın akın cruise gemilerinden gelmekte olan turist grupları ilk olarak Cristo’ya , Portekizcesi “bonde” olan tramvaya binmemizi engelledi. Eğer tramvaya binmeyi başarsaydık 46 Real ödeyecektik. Ama cok gec saate yer oldugu için hic zaman kaybetmeden hemen yanında bulunan minibüslerle konuştuk. Onlar da dolmus görevi görüyor. 25 Real ödeyerek klimalı minibüslerle yukarı cıkarıyorlar,hatta isteyenlere rehber de veriyorlardı sanırım. Minibüs dolduktan sonra yaklaşık 10 dakikada bilet gişesine kadar çıktık yuksek ve yokus dolu patikalardan.Biri gelip 30 Real ödeyerek sıra beklememizi önerdi ama biz reddettik ve gişeye doğru yol aldık, çünkü turist rehberi kartlarımızdan en azından bu noktadan sonra faydalanabilir miyiz diye soracaktık. Maalesef Brezilya bile değil sadece Rio’lu rehberlere giriş ücretsizdi. Neyse ki sıra yoktu 26,5 Real ödeyerek aldık biletlerimizi ve sıraya girdik daha yukarı çıkıp Isa’ya daha yakın olabilmek için. Eğer tramvayla cıkılsa bizim gibi durup beklemenize gerek yok, ancak sonuç olarak aynı yerde buluşuyoruz.Uzun bir kuyruk, 36 derece sıcaklık, nem, yaklaşık yarım saat bekleyisin ardından ulasıyoruz.

Veee Rio’nun en yuksek yerindeyiz. 730 metre yukseklikte bir tepede 38 metre yüksekliğinde bir heykel. Kurtarıcı İsa, sadece 1145 ton ağırlığında tıpkı tüm Rio’ya özellikle de Rio’nun zengin kısmına kucak açmış gibi, dev bir heykel. Onlarca turistin arasından fotograflarımızı çekip ayrılıyoruz. Aynı şekilde sıraya girerek kademe kademe aşağı iniyoruz.

O yakıcı sıcak gectikten sonra minibüslere bindiğimiz yerde Copacabana otobuslerine biniyoruz.Otobüs fiyatları her bir biniş için 2.75 Real ve otobüsün içindeki biletçilere ödeniyor.

Copacabana dünyaca ünlü, uzun sahil şeridine sahip ve sahildeki döşeme taşları sadece bu plaja ait olan, denizinin rengi gri,kumununsa altın sarısı, belki bir Kilyos belki bir Şile. Tek farkı yurdum insanı gibi “giyinik” degil tam tersi minik parçalarda deniz kıyafetlerini kendilerine edinmeleri.Suyun renginden mi yoksa soğukluğundan mı bilinmez denize giren insan sayısı hayli azdı.Aslında, insanlar denize girmekten çok plajları güneşlenmek, sohbet etmek, futbol oynamak için kullanıyorlarmış. Söylentilere göre de bu sene bitmek tükenmek bilmeyen yağmurlardan dolayı deniz soğuk ve rengi bulanıkmış.

Artık güneş batmak üzereyken bizde kalkıp yolun hemen karşısında açılmaya baslayan pazarlara uğradık. Tablolar, hediyelik eşyalar, değerli taşlar, pareolar, hamaklar. Satıcıların arasında Rio’lu ressamlar, Şili’li ve Perulular. Günlerdir São Paulo’da bulamadığımız icin bütün hediyelik eşyalarımızı oradan almaya çalıştık. Uzun bir pazardı, o yuzden zamanın nasıl gectigini anlamadık ve otele döndüğümüzde Rio’lular dışarıda sanki carnaval baslamış gibiydi.

Rio’lular hayatı sokakta yaşamayı seviyorlardı sanırım. İnsanlar sokakta yemek yiyorlar, eğleniyorlar ve hayatlarından eksik olmayan şey ise Samba. Carnaval’da görebileceğimiz güzellikte dansçılar olamasalar da dans Rio’nun sembolü olmalı.

Sahilde gezerken bir Caipirinha içtik, cachaça, (Cachaça, şekerkamışından çıkartılan alkolün damıtılmasıyla yapılır) esmer şeker ve limon karışımı Brezilya’nın tipik içkisi. Eğer vodkayla karıstırmak isterseniz hatırlayamayacağınız anlar oluşabilir,uyarırım. Aynı zamanda alkolsüz içecek denemek isteyenler için de sahilde her bir köşe başında satılan Agua de Coco ( Hindistancevizi suyu) var.Bu su renginde içecek tadında ve kokusunda çok yoğun olmamakla beraber inceden bir hindistancevizi aroması alabilirsiniz. Şeker kamışı cennetinde olduğumuz için her türlü meyvenin (ananas, kaju, şeftali, marakuya, mango vs.) suyunu sıkarak şeker kamışı öğüten makinalardan geçirip insanlara satıyorlar.

İceceklerin dışında sokakta satılan yemeklerin en çekicisi, sosis. ‘Sandviç’ ekleyemiyorum çünkü insanlar sosisi ekmeksiz galeta ununa benzer bir tahıla bulayıp öyle yiyorlardı, tıpkı bir şeker gibi.

Kahvaltı için ya da atıştırmalıklar içinse vazgeçilmezleri, pão de queijo, yani peynirli ekmek. Bütün kafeler, terminal, sokaklar sabah vakitlerinde özellikle hep bu ekmeğin “muhteşem” peynir kokusuyla güne uyandırıyorlar insanları. Koku o kadar güçlü ki uyanmamak elde değil.

Brezilya tipik yemeği olan Churrasco, bir nevi kebap diyebiliriz, çok sıklıkla restoranlarına rastlarız Rio’da da. (Churrascaria) Bu restoranlarda her zaman domuz eti (pork) yenmez, inek eti (boi) tıpkı et reyonlarında da rastlayabileceğimiz gibi çoğunluktadır. Bu tip restoranlarda garsonlar uzun şişlere etleri geçirerek barbekü üzerinde etleri pişirirler ve size masanızda servis ederler.

Restoranlarda, yiyecek ve içecek fiyatları sahil kenarında olmasına rağmen ve şık restoranlar olmasına rağmen hiç de pahalı değildi. Örneğin güzel bir Italyan restoranında Copacabana plajında bir porsiyon makarnayı 18-20 Real’ e yiyebilirsiniz. Bir bira fiyatı yaklaşık 4 Real. Durum bu olunca elde değil İstanbul’dan öte fiyatları São Paulo’yla karşılaştırıyoruz da, onun yanında oldukça normal kalıyor.

Lapa’da özellikle otel cevresinde cok fazla bar vardı.Hava güzel olduğu icin insanlar sokakta masalara oturmuş, çoğu yerin kapısı açık müzik sesleri sokaklarda, hoş bir ambiyans vardı.Bizde otele en yakın bir yerde oturup soğuk bir bira içtikten sonra ertesi gün başlayacak maceramız için enerji toplamaya yani uyumaya gittik erkenden.

2. günün sabahında otelimizin tam karşısında bulunan, şehre ismini vermiş São Sebastião Katedralini gezdik. Bu yapı son derece radikal bir mimariyle inşa edilmiş, yaklaşık 90 metre yuksekliğinde konik biçimli Tanrı’nın evlerinden biriydi. Pazar günü olması nedeniyle şansımıza bir Pazar daha ayine katılma fırsatımız oldu. Ardından 5 dakika mesafede bulunan Tiyatro binasını gördük meydanda. Aynı zamanda kısa bir süre önce yıkılan binayıda görmüş olduk böylece. Zamanımız kısıtlı olduğu için hemen Praça de Paris yakınlarında bulunan otobüs durağından Pão de Açucar’a gitmeye karar verdik. Otobüsle tam önünde indik ve iki teleferik değiştirerek birbirinden güzel manzaraları seyretme imkanımız oldu. Gerçekten büyüleyiciydi. Bir taraftan İsa görünürken, diger taraftan plajlar ardı ardına sıralanmıştı..

Tekrar başa döner dönmez hemen otobüsle Parque Botanico’ya gittik. Burası Napoleon’ın Portekiz’i kuşatmasından korkan kralın kalkıp geldiği Brezilya’daki en güzel park diye biliniyor. Ancak aynı hissi bana yaşatamadı maalesef. Belki daha önce hic Botanik Park görmediğimden ve ilgisizliğimdendir.

Rio da Avrupa zihniyeti yerlesmemis sehirlerden biri. Çünkü Avrupa’daki gibi buyuk genis meydanlar yok ve tabii bu durumda dışarıda oturmak için cafe ve restoranlar da bulunmuyor. Neyse ki geniş sahilinde iki adımda bir kafe ve bar bulmak mümkün. Genelde bütün dısarda bulunan cafe ve barlarda sigara içme yasağı gelmiş. Çatısı varsa ya da bir şemsiye bile yeterli yasak için.

Otobüs saatinin yaklasmasından dolayı terminale dogru yol aldık. São Paulo’dan sonra nefes almak icin gelinebilinecek hoş ve keyifli bir şehirdi.Binalar Rio’da daha eski ve yıpranmış olsa da, sokakta yaşayan daha az insan vardı en azından. Tabi onu da nüfusa dayandırırsak daha az olması mantıklı. Yasayan halk arasında maalesef haksız bir eşitsizlik hakimdi. Kimi çok fakirken kimi çok zengindi. Favelalar Copacabana plajına bakarken bir anda önlerinde oluşan o yüksek gökdelenler sayesinde şu an arkada kalmış durumda fakat hiçbir şekilde güçlerinden bir şey kaybetmemişe benziyorlar,her ne kadar İsa onlara sarılamasa da..

Tehlike konusunda basımıza hicbirsey gelmedi. Gelmemesi muhtemelen şans duydugumuz onca hikayeden sonra. Ama hicbir yerde tehlike oluşturabilecek hicbir unsur göremedim ben ne gece ne gündüz. Her zaman diken üstünde olma durumu var tabii ki..

Bize Brezilyalı arkadaşların tavsiye ettikleri gibi giydiklerimizin ya da taktıklarımızın değerli olması, pahalı olması önemli değil. Önemli olan onlarda bunun olmaması, değişik görünmesi.

Maalesef favelalardan bahsedemiyorum. Çünkü bir turist olarak “çılgın” değilseniz, belki bungee-jumping yapacak kadar cesaretiniz vardır ama bir favelaya girmek çok daha cesaret ister. Onlar şehirdeler, ama siz onların şehirlerine giremezsiniz. Her ne kadar fakir de görünseler Rio’yu oluşturan belli başlı “tipik” ögelerden biridir onlar.

05-06 Subat 2012

Nurhan Bağcı

Reklamlar

8 responses to “Rio de Janeiro, Brezilya

  1. kesinlikle ölmeden önce gideceğim yerler listesinin başında geliyor:))
    paylaşımınız için teşekkürler:)

  2. Çok güzel yazılar ve güzel bir bakış açısı…. Teşekkürler, birdaha yolunuz buralara düştüğünde aramanız yeterli; Artık Sao Paulo havaalanında indiğinizde Şehir merkezine gitmek için Türkçe hizmet veren Servisimiz var… Brezilyadan Selamlar! Umut EKER

  3. Merhaba, ben pazartesi sabahı turla Güney Amerika (Brezilya ve Arjantin) ya gitmek üzere İstanbul dan ayrılacağım.Brezilya ile ilgili olarak güvenlik endişesi taşıyorum.Bazı sitelerde hakkında çok olumsuz şeyler yazılmış.Lütfen benim endişelerimi giderebilecek bir kaç şey yazabilirmisiniz. Teşekkürler.

    • Artık günümüzde pek güvenli yer kalmadı, her yerde teror, hırsızlık olabiliyor. Arjantin de hırsızlık, Brezilya’da hirsizlik ve kap kac ayni Zamanda ıssız sokaklarda gasp olabilir. Eger paranızı, pasaportunuzu otelde bırakıp, pahalı saat ya da telefon vs ile cok ıssız yerlerde bulunmazsanız pek sorun olmaz. Ama dikkatsiz olmayın. Favela ziyaretini su an icinde bulunduğunuz endişe ile tavsiye etmiyorum. Sık sık Brezilya Arjantin turu yapsana basımıza cok az hirsizlik olayı geldi, kotu örneklerle Can’ınızı sıkmak yerine, ziyaret ettiğiniz diğer ülkelerden daha fazla dikkatli olmanızı tavsiye ederim. Kaldı ki organize bir tur ile gideceksiniz, rehberinizin söylediklerine kulak asin yeter ı size gerekli güvenlik uyarılarını söyleyecektir. Döndüğünüzde Güzel anılarınızı burda gormek isteriz. İyi geziler dilerim.
      Gezino Adına; Yavuz

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s