Asunción, Paraguay


12 Subat 2012 Asunción- Paraguay

Asunción’a gelirken otobüsün camlarından gördüğümüz manzara tıpkı zaman makinesiydi. 70’li yıllarda yaşıyor, o günlerin sokaklarında geziyorduk sanki. Çünkü Asunción’a gelmeden yaklasık 5 km. öncesi henüz yapılaşmanın yoğun görülmediği alanlardı, çocuklar sokaklarda top oynuyorlar, her evin önünde 2012 secimlerinin yaklaşmakta olduğunu gösteren parti propagandaları duvarlara çizilmişti. Otobüsler sanki antikaydı ve günümüzde nostalji olsun diye kullanılıyordu.

Yaptığımız yolculukta Brezilya Foz de Iguaçu sınırından geçtikten sonra Párana nehrinin üzerindeki Puente del Este’den yürüyerek Ciudad del Este’ye geldik. Bu şehir ünlü, ünü de elektronik, giysi, içki vs. birçok çeşit ürünü gümrüksüz satan binlerce mağazanın olmasından kaynaklanıyor. Gerek Asunción’dan, gerekse Brezilya’dan insanlar buraya gelip ihtiyacı olan markalı ürünleri buradan çok uygun fiyata alabiliyorlar. Yalnız bizim gibi pazar gününe denk gelirseniz maalesef dükkanların kapalı olduğunu görürsünüz.

Ciudad del Este terminalinden konforlu bir otobüsle yaklaşık 6 saatte Asunción şehir merkezine geldik. Otelimiz turistik bölgede olduğu için “Avenida 15 de Agosto” yönünde şehirler arası otobüsten bizi uygun bir yerde indirmesini rica ediyor ve bu yöne giden, fotoğrafta görünen belediye otobüslerinden birine biniyoruz. Yaklaşık yarım saat sürüyor bu kısa yolculuğumuzda. Otele geldiğimizde hava kararmak üzereydi ama biz bu yeni tanışacağımız şehri görmek için sabırsızlanıyorduk. Bütün oteller bulunduğumuz 15 Ağustos Caddesinde sıra sıra görülmekte, bizim otelimiz üç yıldızlı Bristol Hotel son derece temiz,merkezi ve de ekonomikti.

İlk yapmamız gereken para bozdurmaktı ama saat hayli geç olduğu için çok sayıda bulunan döviz büroları kapalıydı, neyse ki Guarani yerine Real ya da Dolar geçerli olabiliyordu bu bölgede. Hemen hemen yaklaşık 20 dakikada şehir merkezini gördüğümüzü düşündüm. Günlerden pazar olması nedeniyle sokaklar oldukça boştu. Köşe başlarında rastlayabileceğiniz kafe-barlardan birine oturup birer bira ve patates tava söylüyoruz 36 derece kavrulmakta olan Asunción gecesinde. Sonra birer bira daha, birer sandviç, birer tipik tereyağlı sarımsaklı ekmeklerinden. Derken yiyoruz… Hesabı istiyoruz, şaşırıyoruz, çünkü bunca yemeye sadece 20 lira hesap geliyor. Anlıyoruz ki Guarani para birimi her ülkenin edinmesi türden.

Ertesi gün, güneş kavuruyor, insanlar sokaklarda, bir yerde dondurma ve meyve satanlar, diğer yerde müzik cd’leri satan ve bangır bangır müziğin sesini açan satıcılar, yerlerde elişi bileklik, küpe satan yerli teyzeler, büyük bir karmaşa. Aslında bu hali tabi ki bir pazar sessizliğinden çok daha güzeldi. Tek günümüz var ve zaman kaybetmeden en uzak olanından başlamalıyız. Párana nehri; Nehir Paraguay, Arjantin ve Brezilya üçgeninden geçmekte ve Asunción’dan da görünüyor. Yaklaşık 5 dakika yürüdükten sonra bir su birikintisi görüyoruz. Bu kadar yakın olmamalıydı. Ama gelmiştik bile. Maalesef çok yaklaşamıyoruz kanalizasyon görünümündeki nehre. Çünkü iş makineleri vardı ve güzel bir yürüyüş parkuru yapmak için çalışma yaptıklarını anladık. Ardından hemen yanındaki “Palacio de Gobierno” Hükümet Sarayı’nı gördük. Bizi en çok şaşırtan ve hoşumuza giden ayrıntı şehirle ve halkla binanın iç içe olması ve çok sıkı güvenlik bulundurmamalarıydı.

Ardından tabi ki yürüyerek ve örgü el işleri satan teyzelerden 2-3 liraya denk gelen birkaç bileklik satın alarak tıpkı Paris’teki Napoleon Bonaparte’nin mezarına benzeyen bir yapıya geldik. Bu Avenida de Chile’de bulunan bir katedraldi (Nuestra Señora de la Asunción) ve aynı zamanda bir panteon. (Panteon Nacional) İçeride bağımsızlık savaşı sırasında hayatını kaybeden birkaç önemli askerin tabutları bulunuyor ve duvarlarda komşu ülke liderlerinden gelen bazı plaketler yer alıyordu.

Asunción’daki binalar çok güzel bir mimariyle yapılmış olmasına rağmen maalesef iyi korunamamış,çoğu bina boyasız, birçoğu kullanılamıyor, kullanılanlar da iki, üç katlı ve günümüzde bazı bakanlıklar için ayrılmış. Yalnız şehir dışına çıkıldığı vakit, modern villa tarzı evler, alışveriş merkezleri, parklar, lüks arabalar tarihi bölgenin tam tersi zıt bir karakter sergiliyor. Tabi ki tarihi bölgenin vermiş olduğu tadı hiçbir turiste veremez bu bölge.

Asunción sokaklarında görmeye doyamadığımız bir “sanat” eseri de grafiti idi.Her sokakta,boş her duvarda, tıpkı diğer güney Amerika ülkelerinde özellikle Brezilya’da çok profesyonellerine rastladığımız grafitiler gerçekten de sokakları canlı gösteren bir tür sanattı bana göre.

Asunción’da gözüme çarpan bir diğer şey de Arjantinlilerin diye bildiğimiz “mate” çayı. Bu çay yaz günleri Paraguay halkının kurtarıcısı olmuş durumda. Her nereye baksam 7’sinden 70’ine hiç üşenmeden taşıdıkları dolu bir termos buzlu mate çayı ve bardağı. Bu çayı herkesin elinde gördükçe mucizevi bir iksir olduğunu düşünmüştüm. Mate çayı içerisinde antioksidan özellikler barındıran, uyarıcı,sindirimi çalıştıran bir tür bitki. Oyulmuş kabak bardaklardan içiliyor ve bardakların içindeki kamış aynı zamanda bu bitkinin suyla beraber çekilmesini engelliyor, yani süzgeç görevi görüyor. Bu topraklardan çıkan inanışa göre aynı mate’den içen insanlar arasında kardeşlik duygusu pekişiyor. Aslında bende çağrıştırdığı durum daha çok içinde uyuşturucu ya da bağımlılık yapan bir madde bulunduğuydu. Çünkü eğer bir otobüs şoförü ya da bir polis memuru veya bir serseri grubu kucaklarında bir termos taşıyorlarsa , bunun bana göre başka bir açıklaması olamazdı. Ancak,kültürler ve alışkanlıklar..”“Mate içmek, sigara içmek, şoförle konuşmak vb… ”YASAK”

Nurhan Bağcı

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s