MISIR

Mısır deyince aklımıza ihtişamıyla göz kamaştıran piramitler, kral mezarları, tapınaklar ve isimlerini bir türlü aklımızda tutamadığımız tanrılar, huzur kaynağı Nil nehri gelir.
Bu seyahatimde gittiğim Mısır, bana göre tarihin en görkemli eserlerinin sergilendiği, kapalı ve açık hava müzesine sahip, özel bir ülke olarak aklıma kazındı. 

Eski Kahire’ nin bulunduğu bölgedeki camiler, muhteşem görüntüleriyle başkenti bir başka süslemekte.
Gize ‘deki Piramitlerin biraz aşağısındaki dünyanın en büyük taş sfenks heykelinin, Antik Mısır mitolojisinde büyü güçlerini kullanarak firavun mezarlarını ve piramitleri koruması amacıyla inşa edildiği düşünülmektedir.
Gözünüzün önüne, çöl eşliğinde sarı tonların kuşattığı, Nil’ in yeşile boyadığı mistik atmosferi olan bir yer geldi sanırım. Tarihî eserleri görünce büyülenip,” nasıl yaptılar bunu acaba?” sorusuna hayranlık ekleyip geziyorsunuz.

Sıcak iklimin hüküm sürdüğü topraklara gitme tarihiniz Ocak sonu olsun derim ben. Harika zaman dilimi. Ne üşüyorsunuz ne terliyorsunuz, bahar havası çok güzel. Hastalanma olasılığınız da azalıyor.

Bizim Mısır maceramız, uçakla Hurgada’ ya gidip, sonra otobüsle 3.5 saat seyahat ettikten 

Sonra, Luksor’ da bekleyen Nil nehir gemisine bindiğimizde başladı. 

Gemi gece seyredip, gideceğimiz yerde sabah demir atıyor çevredeki Tapınakları geziyorduk. Bu şekilde Asvan’a kadar gittik. Sonra geziye Asvan’dan  Kahire’ ye uçakla geçerek devam ettik.

Hayatımdaki en arındırıcı, en güzel yolculuklardan birisini yaşadım. Nedeni, Nil’ de seyreden nehir gezisinden çevreyi izleyince, sadece sazlıklar, ara sıra küçük bitkiler ve palmiyeleri görüyor olmamdı. Ara sıra gördüğümüz  balıkçılar ve kuşlar vardı. Sessiz sakin ilerleyen gemi, pırıl pırıl hava, sanki huzur atmosferine çekiyor insanı.

Her inişimizde mutlaka bir tapınak ya da mezar gezdik. Yaşayan ölüler krallığı aslında. Medeniyetin ilk izleri, tıpta, botanikte, astrolojide, bilime ait ne varsa yaşanmış ve taşlara resmedilmiş. Taşların taşınması, inşa süreleri muamma. Her gezdiğiniz yerde bir gizem hikayesi var.

Gezide her tür araç kullanıyorsunuz. Tapınaklara gitmek için kullandığımız araba grubu dışında, fayton, felluka, (küçük yelkenli) nehir teknesi, tren vagonları kullandık.

BİR ÇOK ŞEYE ŞAŞIRDIK ASLINDA ☺

 NELER YAŞADIK?

..Taştan yapılan olağanüstü eserleriyle ve tarihiyle tamamen muhteşem bir ülke.

Sıradan, her şeyin düzenli gittiği  Avrupa gezilerinden eser yok, beklentiye girmeyin sakın. Kendi rehberiniz ve yerel rehberiniz deneyimli ise çoğu sorun azaltılıyor.

.. Her yerde başka bir Mısır’ı yaşıyorsunuz. 

..Sürekli farklı atmosferde gezdik. 

..Öyle bir insan kalabalığı var ki Kahire’ de (25 milyon kadar), adım attığınız her yerde size bir şey satmaya çalışan insanlarla burun buruna geliyorsunuz. Karmaşa, keşmekeş, trafiğin play station oyunu gibi akış yaşadığı arabaların korna seslerine, insanların birbiriyle iletişim esnasındaki son perdeden çıkan sesleri eklenince, benim diyen alışveriş heveslisi biz kadınlar bile, meşhur çarşısı Khan El Halili’de pes ettik. Bir dolar dedikleri ürüne eliniz değince on dolara çıkıyor ve ben öyle demedim diye ısrar eden satıcıya almam demenizin anlamı,” ne olur bana bunu ver ” oluyor. Yaklaşık 500 metre sizinle yürüyüp, iknaya çalışıyorlar. Hayır demekten yoruluyorsunuz.

..Sokaklarda gece geç saatlere kadar alışveriş yapıp, gezen insanlar bence hiç uyumuyor:)
EL Halil çarşısında duvar kenarlarında dans eden gençler, bağırarak şarkı söylüyorlar ve bunu sokağın karşı tarafında oturan kızlara kur olsun diye yapıyorlar. 

Zaten erkekler dans ediyor. Oteldeki gösteride de erkek Nubyan köylüleri, dans edip, şarkılar söyleyerek eğlendirdi. 

..Sokaklarda ses bombardımanına tutuluyorsunuz. Sanki sizi birisi gürültü eşliğinde bir yerlere sürüklüyor. 

..Bizi oldukça korkutmuşlardı hasta olursunuz diye. Gemilerde yemekler çok iyi ve dışarda yiyeceğiniz yemekleri iyi pişmiş seçerseniz sıkıntı yaşamazsınız. İçecekleri de kapalı olanlardan tercih edersiniz..

..Mısır parası pound almadan sakın gitmeyin. Dolar, kredi kartı da kullanıyorlar ama para üstü verirken ve hesap yaparken kandırmaya çalışıyorlar. En iyisi siz yerel parayla gezin. 

..Bahar kıyafetleri yetiyor.

..Tehlikeli olur, can güvenliği olmaz diye endişe ettik ama biz hiç sıkıntı yaşamadık. Yanımızda gezi esnasında turizm polisi olmadan, yan marketten su bile alamadık. 

..Her köşe başında  birkaç silahlı asker görebiliyorsunuz. Güvenlik için diye düşününce sorun olmuyor.

Kara yolunu kullanırken de bir polis aracı önden eskortluk yaptı. Otobüsümüzün şoförü rallici gibiydi. Yine de kaza yapmadı şükür. 

..Yalnız bu Mısırlılar sanırım araba kullanmayı eğlence olarak görüyorlar. Bütün araçlar çarpışma izi dolu ve şerit yok yollarda. Herkes kafasına göre gidiyor. Bu yüzden şehir merkezlerinde korkunç trafik var. Komik bir ayrıntı. Geceleri arabanın farlarını yakmadan, kullanıyorlar. 

..Ulaşım ve taşıma işlerini halletmek için Luksor gibi gelişmenin az olduğu yerlerde, hala eşek kullanılıyor. Küçük minibüsler de var ama çok kalabalık oluyor.

..Faytona binmenize yardım edip fotoğraf çeken adam da , deveye binip inmenize yardım  eden adam da para istiyor. Vermeyin sakın. Mecbur değilsiniz.

..Her şey bir yana siz futbolcu Hasan Şaş’ı unuttunuz gitti amaa Mısır ‘da hala çok popüler. Bizim Türk olduğumuzu anladıkları anda söyledikleri ilk kelime, ‘yavaş yavaş, Hasan Şaş.’

O kadar çok duyduk ki, onlar söylemeden’’Türk müsünüz’’ diye sorduklarında, biz Hasan Şaş demeye başladık.

..Alışverişte satıcıyla göz teması kurmayın. Uzaktan bakın ya da yerel rehberlere nereden alışveriş yaparsanız daha iyi olur, sorun. Yoksa siz fiyatını sorunca artık adamla akraba gibi gezmek zorunda kalıyorsunuz. ..Rehberin dediği yerden ve sıkı pazarlık yaparak alışveriş yapın. 60 dolar denen bir figürü 5 dolara aldım. Üstelik ben üç figür almıştım, poşetten iki tane çıktı. Siz hesap edin olanları.

..Hep mi olumsuzluk? Hayır. Gözleriniz ve aklınız o kadar şaşkın ve mutlu oluyor ki her şey güzel görünüyor gözünüze.

NERELERİ GEZDİK?

Luksor Krallar vadisi

Karnak Tapınakları

Edfu, Horus tapınağı

Kom Ombo Sobek ve Haroeris Tapınağı

Asvan Barajı

Philae Tapınağı

Kitchener Adası

Nubyan Köyü

İskenderiye

Gize piramitleri ve Sfenks

Kahire 

NELER GÖRDÜK?

HURGADA 

Uçakla Hurgada’ya indik. Burası Kızıldeniz’ de tam bir sayfiye şehri. Dalgıçlıkla ilgilenenler için ideal. Seyahatimiz böylece başladı.

LUKSOR, KRALLAR VADİSİ

Nehir gemisine yerleştikten sonra, Krallar vadisine tur otobüsüyle hareket ettik.

Sıcağı ve çöl tozlarını en çok hissettiğimiz yer Krallar Vadisi oldu.
Burada yaklaşık 3 km kayalık  alana yayılmış mezarlar var. Ölüler Kenti de deniyor. Büyük alanı kaplayan vadide krallara, kraliçelere, asillere ve işçilere ait mezar odaları var. 

Girişte bilet kontrolünden sonra, Vagonlarla mezarları ziyarete başlama noktasına taşınıyorsunuz. Çalışmalar sebebiyle bazı mezarlar kapalı. Tozlu yollarda sıcakta şapkasız gezmeyin. Mezar ziyaretlerinde fotoğraf yasak. Rüşvet isteyen görevliler var dikkat edin . 

Vadi içerisinde Mısır’a hükmetmiş kralların mezarları bulunuyor. Vadiye ilk gömülen Firavun I.Tuthmosis son gömülenler ise 10. ve 11. Ramses’tir. Vadide toplam 63 adet mezar bulunmaktadır. Ancak bunların hepsi halkın ziyaretine açık değil. Bu mezarlardan Kral Tutankamon’unki hariç hepsi hırsızlar tarafından soyulmuş. Soyguna karşı krallarını korumak isteyen rahipler mumyaları Deir El Bahri’de gizli yerlere taşımışlar. Ancak bunu yaparken de Firavunların değerli eşyalarını çalmayı da ihmal etmemişler. Buna rağmen, yaptıkları bu taşıma işlemi nedeniyle 1881 yılından bu yana bu mumyalar Kahire Müzesinde sergilenmektedir.

KARNAK TAPINAĞI 

Tapınağa, kesme taşlarla döşeli, etkileyici Sfenksler Caddesinden giriliyor. Her iki yanda, yirmişer adet, oturmuş pozisyondaki koç başlı sfenksler var. Tanrı Amon’un sembolüdür.. Habeş kralları (MÖ 656) tarafından inşa edilmiştir..

İnanılmaz sütunlarla dolu devasa bir alana yayılan Luksor’da yer alan Karnak Tapınağı, Mısır’daki en büyük tapınak kompleksidir. Gezerken oldukça yorulacaksınız. Adını, yakınında bulunan Luxor’un 2.5 km kuzeyindeki El-Karnak Köyü’nden alan kompleksin en ünlü ve en etkileyici özelliği, 16 sıraya yayılmış 134 sütunlu salonu. Kamboçya’daki Angkor Wat Tapınağı’ndan sonra dünyadaki en eski dini yerleşim yeri olan alanda, birkaç küçük tapınak, kutsal alan, obeliskler(dikilitaş) ve kutsal göl ve Güneş Tanrısının sembolü olan bokböceği heykeli görülmeye değer.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

MEMNON HEYKELLERİ

Luksor’a 675 km uzaklıktaki, Kahire yakınlarındaki taş ocaklarından çıkarılan kuvarsit kumtaşı bloklarından yapılmış bu dev ikiz heykeller, tam 3,400 yıllık. 18 metre yüksekliğindeki Memnon Heykelleri, bakışları Nil Nehri’ne doğru olan III.Amenhotep, elleri dizinde oturur pozisyonda betimlenmiş. Nil’in batı kıyısındaki bu heykellerin her birinin 720 ton ağırlığında olduğu söyleniyor. Kuzey yönündeki heykelin bazı parçaları MÖ 27 yılında bir deprem sırasında düşmüş.

Taşlar nasıl taşınmış, nasıl yapılmış? Akla gelen mucizenin sorusu var ama yanıtı yok.

Memnon Heykelleri Dünyanın en büyük açık hava müzesi olarak kabul edilen Luksor’da bulunan Krallar Vadisi’nde yer alıyor.memnon heykelleri luksor

EDFU HORUS TAPINAĞI

Nil Nehri’nin batı kanadındaki Edfu şehrinde yer alan ve Horus’a ithaf edilen muazzam bir antik Mısır tapınağıdır.
Şahin başlı Horus’un yırtıcı kuşların keskin bakışıyla tasvir edilmesi, kişinin hiçbir hareketini gözünden kaçırmayan bir tanrı oluşunu, yani vicdanın gözünden hiçbir şeyin kaçmayacağını simgeler. Güneş ve Ay, Horus’un gözleri olarak ifade edilir .Çünkü Güneş ve Ay’ın her ikisi nöbetleşe, gece ve gündüz insanın üzerinden eksik olmaz, Horus’un 24 saat açık kalan gözleri gibi.

Horus’un gözü, Mısırlılar tarafından kutsal kabul edilmiştir. İyileştirici ve koruyucu güçleri olduğuna inanan Mısırlılar, bu gözü vücutlarında dövme şeklinde de taşımışlardır.

Günümüzde ‘nazar boncuğu’ olarak bilinen cismin kaynağı da Horus’un gözüdür.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

KOM OMBO TAPINAĞI

Kom Ombo Tapınağı  Asvan’ a 50 km uzaklıkta. İki tanrı tarafından paylaşılan tek tapınak olma özelliğine sahiptir Kom Ombo tapınağının yarısı, iyilik tanrısı Horus’a, diğer yarısı da kötülük tanrısı Sobek (Seth)’e, kimi kaynaklara göre ise şahin tanrı Haroeris’e adanmıştır. 

Haroeris aynı zamanda Büyük Horus olarak da bilinir. 

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

ASVAN BARAJI

Asvan Barajı, Mısır devleti sınırları içinde kalan, Nil nehrinin en büyük barajı. 1960’ta yapımına başlanmış 10 Aralık 1970’te bitirilmiştir. Büyük Asvan Barajı” adıyla bilinen bu proje, Sovyetler Birliği’nin ekonomik ve teknik desteğiyle, Mısır hükümeti tarafından hayata geçirilmiştir. Nil Nehri’nin üzerine inşa edilen bu barajla artık Nil’in suları kontrol altına alınacak, elektrik üretiminde kapasite hiç olmadığı kadar büyüyecek, sulama ve tarım alanında ilerleme sağlanacak, fakirlikle mücadelede ilerleme kaydedilecek, en önemlisi de Mısır yönetimi Nil havzasındaki ülkelere karşı ciddi bir siyasi ve ekonomik kozu elde etmiş olacaktı. Çoğu gerçekleşmese de, elektrik üretilip, taşkınlar önlendi.aswan barajı

PHİLAE TAPINAĞI

Asvan barajı yapılmadan önce sular altında kalmış. 

Bu tapınağa küçük bir tekneyle ulaştık. Tekneye takı satan yerel halktan birisi bizden önce tezgahı açmıştı. İster bak ister bakma. Mecbur gibi hepimiz bir sürü takı aldık. Ne yapıyorduk, pazarlık. Her yerde durum aynı.

2. Ptolemaios tarafından başlatılan ve Roma İmparatorları tarafından tamamlanan Philae Tapınağı, Osiris’in karısı ve Horus’un annesi olan tanrıça İsis’e ithaf edilmiş.. Asvan Barajı’nın inşasından etkilenince yakınında bulunan Agilika Adası’nda yeniden inşa edilen yapı, Asvan’ın yakınlarında yer alıyor.

KITCHENER ADASI

Asvan yakınlarındaki,

Nubyan Köyünü ziyaret ettikten sonra tekneyle Kitchener Adasını ziyaret ettik. 

Çöl ortasında bu kadar güzel botanik bahçesi beklemezsiniz. İngilizler Mısırı sömürge olarak kullandıkları zaman inanılmazı başarmışlar.Yemyeşil bir ada. Hediyelik objeler, yürüyüş yollarında sergileniyor. Sanmayın ki havalı botanik bahçesinde ısrardan vazgeçmeyen satıcı modeli değişti, imkansız. Yine aynı alışveriş baskısı var. Çok beğendiğim bir Firavun figürünü satıcının davranışı yüzünden alamadım. Fiyat sorsam peşimden ayrılmayacaktı.

Kitchener Adası, Asvan, Mısır’da yer alan bir ada. İsmini İngiliz Lordu Kitchener’dan almış. Ada, Kitchener’a Mahdist Savaşı’ndaki hizmetinden ötürü armağan edilmiştir.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

NUBİAN VİLLAGE -ASVAN-
Mısır’ da En çok beğeneceğiniz yer olabilir.
Asvan şehrinin Mısır tarihinde bu kadar ünlü olmasındaki tek sebep Abu Simbel Tapınağı değil, bir de burada yaşayan Nubian halkının varlığı çok önemli. Belki ilk defa duyuyorsunuz bu halkı.
Nil Nehrinin hemen yanında ulaşımı biraz zor olan meşhur Nubian Village, rengarenk evleri ile burada yaşayan antik gizemli halkı ile ilginç bir köy.
Asvan’a geldiyseniz kesinlikle bu köyü ziyaret etmelisiniz.

Mısır’ın güneyi ile Sudan’ın kuzey bölgelerinde ikamet ediyorlar. Nubian bölgesinin Mısır’da kalan toprakları ve köyleri Cemal Abdunnasır zamanında inşa edilen Asvan Barajı’nın suları altında kalınca bölge ahalisi Kom Ombo yakınlarındaki Yeni Nubian bölgesine yani bugünkü yerine taşınmış.

Bu köyün adı Balana. Nubian dilinde ‘güzel kraliçe ‘ anlamına gelir.
Bu köyün ilk sakinleri barajın yükselmesiyle evlerinden olan ilk kişiler. Bu ırktan olanlar, Mısır halkından daha koyu bir ten rengine sahip. El sanatları muhteşem ve yaşadıkları bu köydeki tüm evler rengarenk boyanmış, insan sanki bir renk cennetinde yol alıyor. En çok mavi ton hakim.

Kızlar evlendirildiklerinde, eşler kızlara iyi bakana ve bunun güvencesini verene kadar, kızın ailesi ile yaşıyor. Bundan dolayı evler büyük ve kadınların özgüveni müthiş. Eskiden Nil nehrinde olan timsahları yakalayıp evlerine bolluk bereket getirsin diye besliyorlarmış.
Bu köye nasıl ulaşırız?
Asvan şehrinde Nil nehrinin kıyısında Felluka dediğimiz ufak yelkenli tekneler var. Buradan 20 dakikalık bir kayık sefasından sonra köye ulaşırsınız. Köyün nüfusu yaklaşık 200 kişi ve bu bölge ülkenin hiç yağmur almayan tek bölgesi. Su ihtiyacını hemen yanındaki Nil Nehrinden karşılıyorlar. Köye çıktıktan sonra yaklaşık 2 saatte tüm köyü gezebilirsiniz. Köyün merkezinde bir çok el işi ürünlerin satıldığı dükkanlar var. Köyün içinde bir de deve trafiği var. Halk deve kullandığı için kafanızın üzerinde bir deve böğürmesi, üstünüze yürüyen develerle karşılaşabilirsiniz.
Köyü gezin, ufacık kahvelerinde soluklanın. Rengarenk evlerin tadını çıkarın.

İskenderiye 

Büyük İskender’in adıyla ölümsüzleştirdiği bir aşk kenti İskenderiye. Kleopatra’nın büyüsü, Akdeniz’in mavisi ve çölün sapsarı sıcaklığıyla buluşur burada. Ve elbette hiçbir Mısır gezisi İskenderiye görülmeden tamamlanmış olmaz. Kayıtbay Kalesi,İskenderiye Feneri. Montaza sarayı en önemlisi Kütüphanesi.

Kütüphane, Büyük İskender’in M.Ö. 332 yılında kurduğu Mısır’daki İskenderiye şehrindedir. Büyük İskender’in ölümünden sonra, kumandan Logus’un savaşları sevmeyen oğlu Ptolemaios tarafından kuruldu ve 300 yıl boyunca dünyanın en büyük arşivi olma özelliğini korudu.

Kütüphanenin üç kez yakıldığı rivayet edilir. Her medeniyet, suçu bir diğerinin üzerine atmış. Kimin yaktığı konusundaki tartışmalar hâlâ devam ediyor. Kaç buluş, tarihin külleri arasında savruldu kim bilir! Yüzyıllar sonra tekrar bulunmak zorunda kalınan, kim bilir kaç bilimsel devrim, İskenderiye’de kül oldu. 

Yakılan kütüphanenin bulunduğu yere, 2002’de Yeni İskenderiye Kütüphanesi yapıldı. Eski kütüphaneye benzer büyüklükte inşa edilse de, bu kültürel miras, yok olan el yazmaları nedeniyle maalesef hiçbir zaman eski İskenderiye Kütüphanesi’nin yerini alamayacak. Yine de çok farklı eserlere bu kütüphanede rastlayabilirsiniz.

iskenderiye kütüphanesi

 

Devam Edecek………

Piramitler, Sfensk, Nil Nehri, Papirüs, Kahire Müzesi, Khan el Halil Çarşısı, ve Mehmet Ali Paşa Sarayı, paragrafları çok yakında sizlerle………

Ayla Korkanç

instagram/aylakorkanc

Reklamlar