Venedik


Masal Kahramanları’nın Kenti: Venedik

Gezmeyi seven herkesin mutlaka görmek istediği yerlerden birindeyim, göreceklerimin heyecanıyla bindiğim tekne ilerlerken bir yandan da coğrafyayı algılamaya çalışıyorum. Kazıklarla belirlenen güzergahımızda ilerlerken önümüze bir çok alternatif çıkıyor, hangisini seçeceğimizi tahmin etmeye çalışıyorum, bu durum giderek bir oyun haline geliyor. Fotoğraflardan tanıdığım yapıları görene dek devam ediyorum bu oyuna, sonra onlara bakarak Venedik’in neresinde olduğumuzu algılamaya çalışıyorum. Saat Kulesi, Dükler Sarayı, Aziz Marko Kilisesi derken kıyıya yanaşıyoruz.

Uzuncaburç


Dağlardaki Bereket: Uzuncaburç

Demircili Anıt Mezarları

Silifke’den çıkarken tahmin ettiğim süreden uzun bir zamanda varıyorum Uzuncaburç’a. Bunun iki nedeni var: Sevimli olanı yol üzerinde, Demircili Köyü’nde gördüğüm anıt mezarlar. İkisi yan yana olmak üzere toplam dört mezar küçük ve sevimli yapılar. Köy evleri ve bahçelerin arasında hemen kendilerini belli ediyorlar. Her ne kadar ayrıntıları yok olsa da taş işçilikleri çok güzel. Sevimsiz sebebim ise yol çalışması nedeniyle girdiğim bozuk yol ve hiç bir yönlendirme olmaması nedeni ile yaşadığım stres. İlkini atlattıktan sonra ikinci bir yol yapımı ile yine yolum değişiyor, sonunda Uzuncaburç’a ulaşıyorum.

Okumaya devam et “Uzuncaburç”

Gözlere Şenlik Floransa


Floransa

Küçücük, derli toplu bir şehir. Akıllı, yetenekli insanlar yaşamışlar ve güzel bir miras bırakmışlar. Öyle böyle bir miras değil bu üstelik, bir devrin adı neredeyse burasıyla anılıyor. Şehrin sakinleri ise bu mirasa sahip çıkmış, bugünü huzurlu ve mutlu yaşıyorlar. Binaların dışı ne kadar etkileyici ise içi de bir o kadar güzelliklerle dolu. Şehrin hemen yanında küçük bir tepeye çıkınca şehir ayaklarınızın altına seriyor. Ve belki de en önemlisi, bu şehrin içinden bir nehir geçiyor. Yani Floransa, bir şehri sevimli kılabilecek bir çok özelliğe sahip. Okumaya devam et “Gözlere Şenlik Floransa”

Bozcaada


Güneş kavurucu bir sıcağı haber verirken, Odunluk İskelesinde demli bir çayla kahvaltınızı yapıyorsunuz. Karşınızda kıraç bir ada. Çevrenizde iskele, araba kuyruğu ve feribotu bekleyen insanların dışında bir şey yok. Bütün bir geceyi yolda geçirmenin yorgunluğu, bütün bunlarla birleşince, içinize kurt düşürebilir. Acaba güzel bir kaç gün geçirmek için teptiğiniz yol, bunca sıkıntıya değecek mi?

Saatler 10:00’a doğru ilerlerken yavaş yavaş bir hareketlenme başlıyor. Umursamaz tutumlarından birden sıyrılan insanların bir kısmı arabalarına, bir kısmı da feribota koşturmaya başlıyor ve yolculuk başlıyor. Daha önce adaya gelenler, feribotun çeşitli yerlerinde vakit geçirmeye çalışırken, ilk defa gelenlerin gözleri sürekli adayı izliyor. Okumaya devam et “Bozcaada”