Huzur Kaynağı Nil, Mısır


MISIR

Mısır deyince aklımıza ihtişamıyla göz kamaştıran piramitler, kral mezarları, tapınaklar ve isimlerini bir türlü aklımızda tutamadığımız tanrılar, huzur kaynağı Nil nehri gelir.
Bu seyahatimde gittiğim Mısır, bana göre tarihin en görkemli eserlerinin sergilendiği, kapalı ve açık hava müzesine sahip, özel bir ülke olarak aklıma kazındı. 

Eski Kahire’ nin bulunduğu bölgedeki camiler, muhteşem görüntüleriyle başkenti bir başka süslemekte.
Gize ‘deki Piramitlerin biraz aşağısındaki dünyanın en büyük taş sfenks heykelinin, Antik Mısır mitolojisinde büyü güçlerini kullanarak firavun mezarlarını ve piramitleri koruması amacıyla inşa edildiği düşünülmektedir.
Gözünüzün önüne, çöl eşliğinde sarı tonların kuşattığı, Nil’ in yeşile boyadığı mistik atmosferi olan bir yer geldi sanırım. Tarihî eserleri görünce büyülenip,” nasıl yaptılar bunu acaba?” sorusuna hayranlık ekleyip geziyorsunuz. Okumaya devam et “Huzur Kaynağı Nil, Mısır”

Japonya Gezi Notları


Yağmurlu bir haziran akşamı İstanbul’dan direk uçuşla 11 saat 40 dakikada Tokyo Narita Havalimanı’na ulaştık ve otelimize yerleştik. Yurt dışında, ilk defa  benim cep telefonum sorunsuz Wi-Fi a bağlandı.

O da teknoloji ülkesine geldiğinin  farkındaydı. Japonya, dünyada hızlı internet sıralamasında 2.ülke. Tokyo’da ilk günümüzde, Asakusa bölgesine ve Sensoji tapınağına gittik. Asakusa’nın kalbi senco-ci dir. Asakusa, Kanon Tapınağı olarak da bilinir. Çok sayıda, dar arka sokaklarda sıralanan eski binalarda  ve mağazalarda kimonodan el yapımı taraklara kadar çeşitli geleneksel eşyalar satılmaktadır.

1880 yılında ülkede ”bar” adını taşıyan ilk mekan burada açıldı. Kamiya bar halâ hizmet vermektedir.

1903 de şehrin ilk sineması da burada açıldı.19. yüzyılın başında semtte ”Kabuki” tiyatroları kurulmuştur.

Kabuki ;  drama, dans ve müziği bir araya getiren bütünleşik bir tiyatro türüdür. Çarpıcı kostümleri ve dekorları ile Japonya’nın dini ögeler barındırmayan klasik tiyatrosudur.

Bu tiyatro oyunlarında aktörler, kılıçla dövüşür, dans eder ve hatta izleyicilerin üzerinden sahneye doğru uçarlar.

Dünya’nın ikinci uzun kulesi Sky tree ve ihtişamlı kraliyet sarayını panoramik olarak gördükten sonra Roppongi Hill’s‘e çıktık.

Tokyo’ nun Ropping Hill’s den görüntüsü

Tokyo’nun en ünlü caddesi Ginza‘daydım. Ginza’nın adı, vaktiyle burada bulunan bir gümüş para darphanesinden gelir.

Ginza, Tokyo’daki en şık ve pahalı merkezlerden biridir. Mağazaların parlak ışıklarla aydınlatıldığı akşam saatleri, ziyaret etmek için en iyi zamandır.

Tokyo’da üçüncü günümde Nikko turuna katıldım.

Unesco Dünya Miras Listesinde yer alan, Japonya’nın en güzel yerlerinden birisi olan Nikko hem bir doğa harikası, hem de Japon mimarisinin en görülmeye değer örneklerini barındırmaktadır.

Tokugawa  şoğunluğu kurucusunun anıt mezarının bulunduğu Toshogu Mabedi  15000 işçi tarafından günümüzün parası ile üç yüz milyon euro’ya mal olmuştur.

Mabet, bolluğu temsil edişi ve dekoratif  çeşitliliği ile Japon mimarisinin mihenk taşlarından birisidir.

Kegon şelalesi de Nikko’da görülmeye değer yerlerdendir.

Nikko, Tokyo’ya otobüs ile 1,5-2 saat mesafededir. Nikko turu dönüşü , akşamleyin Japon arkadaşımla otelde (daha önce kararlaştırdığımız gibi) buluştuk. Beni 5 yıldızlı bir otelin restoranına götürdü.

Geleneksel ile modernliğin harmanlandığı bir restorandı. Şef’e çiğ balık yemediğimi arkadaşım Chiho söyledi.

Şef, sürekli bir şeyler hazırlayıp getirdi. Biz işine karışmadık. Hepsi harika yemeklerdi. Küçük kaplarda, bizim için tadımlık diye baktığımız, onlar için bir porsiyon yemekti.

Oolong çayı içtim. Japonlar arasında çok içilen bir çaymış. Sake’nin tadına baktım. Japon pirinç rakısı ya da şarabı.

Fırsatınız olursa, bu tarz bir restorana gitmenizi tavsiye ederim.

Japonya’da lezzetlerden bir kaçını şöyle sıralayabilirim.

Sukiyaki :  ince kesilmiş etin çeşitli sebzeler, tofu ve pirinç şehriyesi ile bir arada pişirilmesiyle

Hemen servis masasının üzerinde hazırlanır.

Tempura: büyük karides, mevsim balıkları ve sebzelerin yumurta su ve unlu bir karışımla bulandıktan

Sonra kızgın yağda kızartılmasıyla yapılır.

Sushi: Bir parça çiğ deniz ürününün, bir tutam sirkeli pilavın üzerine yerleştirilmesiyle yapılır. Başlıca malzemeler; ton balığı, mürekkep balığı ve karidestir.

Sashimi: soya sosuyla yenilen    dilimlenmiş çiğ balıktır.

Tonkatsu: ekmek kırıntılarına bulanarak bol yağda kızartılan domuz pirzolasıdır.

Japonya’da dördüncü günümüzde, Tokyo’dan Osaka’ya hızlı tren (Shinkansen) ile gittik.

Shinkansen saatte 300 km hıza ulaşıyor, yolcu ile birlikte. Yolcusuz 400 km hızla da gidiyor. 2.5 saatte gittik. Kesinlikle denenmesi gerekir.

Osaka’ya geldiğimizde Osaka kalesi ile gezimize başladık.

Japonya’da beşinci günümüzde Kyoto’ya gittik. Kyoto, halkın geleneksel giysilerle dolaştığını görebileceğiniz ender yerlerden biridir.

Sebebi ise geçmişte 1000 yıldan fazla bir süre boyunca Japonya ‘ya başkentlik yapmıştır.

Japonların geleneksel giysisi Kimono ‘dur. Günümüzde, genellikle resmi ortamlarda giyilir.

Zen inancına göre inşa edilmiş altından yapılan Kinkakuji Tapınağı‘nı (Unesco Dünya Miras Listesinde) ziyaret ettik.

Altından akan suyun kutsal olduğuna inanılan Kiyomizu Tapınağını ziyaret ettik.

Kyoto, ikinci Dünya Savaşında ,Japonya’da bombalanmayan tek şehirdir.

Japonya’da son günümüzde, Nara turuna katıldım. Kyoto’nun 42 km güneyinde yer alan Nara,

Japonya’nın eski başkentlerindendir. Nara’da  ziyaret edilen tarihi yerlerin en ünlüsü Nara Büyük

Buda’sının bulunduğu   Todaiji Tapınağı‘dır. Todaiji dünyanın en büyük ahşap yapısı olmasının yanı sıra

Dünya’nın en büyük Buda heykeli olan ve Japonca’da ‘’Daibutsu’’denen heykeli de bünyesinde  barındırmaktadır.  Todaiji Tapınağı Unesco Dünya Miras listesinde yer almaktadır.

Nara Parkının en ünlü sakinleri olan geyikler, tanrıların habercisi olarak kabul edildikleri için, 8.yüzyıldan beri koruma altındadırlar.

Nara’dan Osaka’ya döndüğümüzde ‘’Osaka Universal Stüdyolarına ‘’ gittik, çok eğlenceliydi.

Sinema severlere: ‘’Ağustos’ta Rapsodi’’ 1991 Japon Yapımı dramatik bir sinema filmidir.

Yönetmen: Akira Kurosava. mutlaka izleyin.

İkinci olarak,’’Fukişima  Sevgilim’’ 2016 Alman Yapımı sinema filmidir.

Yönetmen: Doris Dörrie filmin bir bölümünde çay seremonisini izleyebilirsiniz. Harika bir film.

Hicran Tunç

Eskişehir


Eskişehir Anadolu’nun en düzenli şehirlerinden birisidir. Yaşam standardı ve şehir düzeni bakımından yaşanılacak yerleşim yerlerine en iyi örneklerden. Bulunduğu bölgenin topoğrafik ve iklimine göre ve cevresindeki şehir örnekleri yanında bir kaç adım ön planda olduğu çok başlık bulunmakta. Günümüzde anadolu insanını yansıtan şehirlerin sayısı oldukça az ve bu güzel örnek şehir mimarisinden, mutfağına kadar bir çok başlıkta lider konumunda bir cazibe merkezi olmuştur.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Riviera Güzellemesi


Bir kez daha gelsem hayata İtalya’yı seçerdim. Ama ya bir kez daha gelmezsem, nolcak o zaman? Yıllardır sorarlar nerde yaşamak istersin diye ya, ben hep Italya derim zaten. Hangi şehir diye sorunca net cevap veremem ama italya olduğuna eminimdir hep.
milano
Her şehrin güzelliği avantajı vardır burda Roma’yı da severim Floransa’ya da kurban olurum. Venedik’e doymam, Milano’ya kızar ederim ama yeşilliği ve ovası ile kalbimi kazanmıştır o da, zaten vakur Verona’yı sevmemek mümkün değildir, Napoli karmaşadır ama Körfezi, karşıki dağları ve bağları ile gideri olabilecek bir yerdir. Bizimle aşağı yukarı aynı nüfusa sahip olsa da birkaç milyondan fazla insan üst üste yaşamaz şehirlerde. Kırsalın cazibesi vardır. Orda karnını doyurabilen, huzurlu yaşayan insanlar şehirlere işgalle sonuçlanan akınlar düzenlemez. Hiç yoktan bir Sirmione, Como, Torino, Cenova, Ancona, Bari, Sicilya ve Sardinya kim diyebilir kötüdür diye? Ve ama ne biliiim en küçük ortaçağ kasabalarına da bayılırım her gidişimde. Ama bir türlü diyemem şurasını seçerdim diye. Okumaya devam et “Riviera Güzellemesi”

Saraybosna ve Mostar


Eğer kendinizden bir yöre görmek istiyorsanız bu Balkanlar olmalı, mutfak çok tanıdık ve lezzetli, güzel yemek yiyip rahat etmek isteyen Türk turist kendini yabancı hissetmez bu topraklarda. Bizim Balkanlar gezimiz, Mostar ve Saraybosna aralığını kağıda döktük. Keyifle alacağınız bir gezi olması dileğiyle

Resim 581
Okumaya devam et “Saraybosna ve Mostar”

Venedik


Masal Kahramanları’nın Kenti: Venedik

Gezmeyi seven herkesin mutlaka görmek istediği yerlerden birindeyim, göreceklerimin heyecanıyla bindiğim tekne ilerlerken bir yandan da coğrafyayı algılamaya çalışıyorum. Kazıklarla belirlenen güzergahımızda ilerlerken önümüze bir çok alternatif çıkıyor, hangisini seçeceğimizi tahmin etmeye çalışıyorum, bu durum giderek bir oyun haline geliyor. Fotoğraflardan tanıdığım yapıları görene dek devam ediyorum bu oyuna, sonra onlara bakarak Venedik’in neresinde olduğumuzu algılamaya çalışıyorum. Saat Kulesi, Dükler Sarayı, Aziz Marko Kilisesi derken kıyıya yanaşıyoruz.

Lizbon, Porto, Faro, Portekiz


Lizbon, Porto, Faro, Portekiz

lizbon porto faro portekiz (52)Lizbon (23-29/11/2012)

Rua do Diario de Noticias, Barrio Alto’da Fado Müziği ve akşam yemeği için iyi bir seçenek olabilir. Restauradores meydanindan finukuler ile çıkmak mümkün ve sonrasinda Barrio Alto da yürüyüp seçeceğiniz bir bar/restaurant bulmak çok kolay. Şarap evleri mesela Pharmasy bunlardan birtanesi. Hem güzel portekiz muzikleri hemde fado dinleyerek şaraplar deneyebilirsiniz. Zaten ikinci kadehten sonra tüm fadistalar muhteşem söylüyorlar.  Okumaya devam et “Lizbon, Porto, Faro, Portekiz”

İsfahan Shiraz Persepolis


İsfahan Şiraz Persepolis 

 

isfahan camii

Istanbul’dan Isfahan’a 2h55 dakika sürdü uçuşumuz, Thy ile promosyon bileti gidiş dönüş 84€. Isfahan’da hava sıcaklığı gündüz 14 derece, gece -2derece. Isfahan Türkiye’den 1,5 saat daha ileri. Samand adında amblemi at kafası olan Iran yapımı bir araçla havaalanindan pahalı olduğunu bilerek 4$ karşılığında yarım saatte First Masjet Seiiet, Crossroads Takhti/Isfahan adresindeki Otel Azadi’ye geldik. Tel:+983112204056 Üç yıldızlı temiz bir otel kahvaltı dahil oda fiyatı yaklaşık 30$ USD(Pazarlıkli)/880IR.Çok sıcak olan bir odamiz var; minibar, terlikler, telefon, müzik ve internet ile seccade ve Kuranı Kerim var. Araba markalarından bahsetmişken sokaklarda Saba saipa, peugeot pars, samand marka arabalar var. Ama servis desteği sadece pegueot servislerinde veriliyor. Okumaya devam et “İsfahan Shiraz Persepolis”

Rakı Balık Ayvalık


AYVALIK
            İlkçağda Misya, Hitit, Frig, Lidya, Ortaçağda Roma ve Yunan, 15. yüzyıldan itibaren de Türk egemenliğine girmiştir. Antik çağda bir tür yabani ayva anlamına gelen kentin “KİDONİA” olan adı bugünkü “AYVALIK” adıyla eşanlamlıdır. Osmanlı kaynaklarında Ayvalık adına ilk kez 1772 tarihinde bir fermanda değinilmektedir. Eskiden İstanbul’dan Ayvalık’a deniz yoluyla ulaşılır imiş. Gelen gemi yolcuları bırakır, İzmir’e doğru devam edermiş. Ayvalık Balıkesir’in şirin bir ilçesidir. Ayvalık’ın 3 şeyi meşhurdur. Delisi, ölüsü, kedisi. Okumaya devam et “Rakı Balık Ayvalık”

Buenos Aires, Arjantin


Bir Buenos Aires rüyası bu gördüğüm..

Denizi olmayan şehirlerde kaldı hep kalbim. Hep onlara aşık oldum nedense. Buenos Aires, o koca şehir içindeki naif duruşuyla, geniş caddelerindeki sakinliğiyle, Avrupai salınışlarıyla beni benden aldı. Arjantinliler kendi şehirlerini övdüklerinde hiç düşünmemiştim bu kadar ihtişamlı, bu kadar hayat dolu olsun.

Buenos Aires’e Paraguay’dan uçakla geçtik. Havayolu şirketinin servisleriyle 9 de Julio (9 Temmuz) Bulvarı’na kadar geldik. 16 şeritten oluşan 140 metrelik dünyanın en geniş bulvarının ortasında 1935 yılında yapılmış 67 metre uzunluğunda bir obelisk bulunuyor, adeta Buenos Aires’in simgesi gibi.
Okumaya devam et “Buenos Aires, Arjantin”

Olympia, Katakolon


Olympia Antik Kenti ve Müzesi, Katakolon, Yunanistan

Katakolon sadece 600 kişinin yaşadığı küçük bir kasaba ama Yunanistan’da  Cruise gemilerin en çok durak yaptığı yerlerden biri olduğundan çok fazla hediyelik eşya satan dükkan var. Dükkanların olduğu Ana cadde ve Praxitelis Kondily adında iki caddeden oluşuyor ve caddenin  girişinde turistlik bir çek çek ve at arabalarıyla gezmek isteyenler için alternatifler var. Ayrıca Atv, Scoter yada bisiklet kiralamak için yerler var. Sokağın sonunda müze ve müzeyi biraz geçtikten sonrada küçük tekneler için bir marina ardından plajların olduğu alana gidilebiliyor. İnce kumdan oluşmuş temiz ve uzun bir plajı mevcut ama nüfus az olduğundan olabilir pek kimseleri göremedim plajda, oysa hava oldukça sıcaktı. Cruise gemiler burada 4-6 saat kadar kaldıklarından dolayı turistler bu süre içinde genellikle Olympia Antik Kentini gezmeyi tercih ediyorlar. Okumaya devam et “Olympia, Katakolon”

Bari, İtalya


Bari; İtalya’nın güneyinde  Napoli’den sonra en büyük ikinci kenti.  Merkez nüfusu yaklaşık 320.000 kadar.  Ama  metropolitan alanı 1 milyonu geçmektedir.  Bari, İtalya’nın 20 komun bölgesinden biri olan Puglia bölgesinde bulunmaktadır.  Eski ve yeni şehir olarak ikiye ayrılmıştır. Ticari bir konuma sahip olan Bari yüzyıllar boyunca konumunu iyi değerlendirmiştir. Geleneksel sanayiler yanında makine ve dokuma sanayisi bakımdan önemli  zenginliğe sahiptir.

Tarihi geçmişine baktığımızda Romalılar, Lombardlar, Bizans, Araplar’ın(Abbasiler) yanı sıra 11.yy.’da özgür bir şehir devlet olmuştur.  19.yy.’in başında ise komşularının kaderini paylaşıp Napolyon güçlerine teslim olmuştur.
Şehirde gezilecek görülecek yerlerin başında  Teatro Margarita (tiyatro) geliyor. Görkemli bordo renkli binası deniz kenarında balık pazarının hemen arkasında yer alıyor. 18.yy.’dan kalma Margarita Tiyatro’sunun yenilenmiş yapısı  halen eski görkemli günlerinde ki gibi konuklarını ağırlamaya devam ediyor. Tiyatro binası Floransa devlet arşivlerinde yapılan bir çalışmaya göre 1756 yılından sonra tiyatroyla beraber adından en çok söz ettiren kişi  Dr.Vittorio Brandi olmuştur, kendisi aynı zamanda bando ve müzik direktörlüğü yapmıştır. Brandi’ye göre burası müzik ve tiyatro tutkulu birer aşık’tır. Tiyatro eserlerini finanse edilmek üzere zamanında vatandaşlar tarafından kurulmuş bir şirket mevcuttur. Faşizm döneminde ulusal faşit partisi tarafından çalışma ofisi olarak kullanılmıştır. Bu zamanlarda 70-80’li yılarda bina çürümeye başlamıştır  sonrasın da bir sinema olarak kullanılmaya başlamıştır. Okumaya devam et “Bari, İtalya”

Kapalıçarşı Efsanesi


Günümüzde AVM’ler o kadar yaygınlaştı ki neredeyse her semtte büyük bir alışveriş merkezine rastlamak mümkün. Ama öyle bir yer var ki, atlattığı onca felakete rağmen hala dimdik ayakta ve görenleri kendine hayran bırakmayı başarıyor; Kapalıçarşı…
Kapalıçarşı

Her ne kadar son dönemde alışveriş merkezlerinin sayısı artmış olsa da,  çarşılar arasında bir tane var ki, hepsinden eski, hepsinden büyük ve içinde hepsinden daha çok mağaza var. Dünyanın en önemli ve en büyük şehirlerinden olan İstanbul’un, tarih boyunca alışveriş merkezi olan Kapalıçarşı.

Bugünkü Kapalıçarşı, Fatih Sultan Mehmet tarafından İstanbul’un fethinden bir süre sonra kurulmaya başlamış ve zaman içerisinde dönemin ihtiyaçlarına paralel büyümüş. İhtiyaçlara yönelik olarak tüm zamanların en büyük çarşısı olmuştur. 30 bin metrekareden daha büyük bir alana yayılmış olan bu büyük çarşıda 21 kapı,17 han, 66 sokak, 18 çeşme, 12 tane mescid, bir hamam, 10’dan fazla depo, 4000’den fazla dükkan ve çok sayıda su kuyusu bulunuyor. Hatta rivayet olunur ki, eskiden çarşının içinden bir ırmak geçermiş. Bugün, Üzeri tamamen kurşun kubbelerle örtülü bu tarihi mekanı günde yarım milyondan fazla kişi ziyaret ediyor. Okumaya devam et “Kapalıçarşı Efsanesi”

Asunción, Paraguay


12 Subat 2012 Asunción- Paraguay

Asunción’a gelirken otobüsün camlarından gördüğümüz manzara tıpkı zaman makinesiydi. 70’li yıllarda yaşıyor, o günlerin sokaklarında geziyorduk sanki. Çünkü Asunción’a gelmeden yaklasık 5 km. öncesi henüz yapılaşmanın yoğun görülmediği alanlardı, çocuklar sokaklarda top oynuyorlar, her evin önünde 2012 secimlerinin yaklaşmakta olduğunu gösteren parti propagandaları duvarlara çizilmişti. Otobüsler sanki antikaydı ve günümüzde nostalji olsun diye kullanılıyordu.

Yaptığımız yolculukta Brezilya Foz de Iguaçu sınırından geçtikten sonra Párana nehrinin üzerindeki Puente del Este’den yürüyerek Ciudad del Este’ye geldik. Bu şehir ünlü, ünü de elektronik, giysi, içki vs. birçok çeşit ürünü gümrüksüz satan binlerce mağazanın olmasından kaynaklanıyor. Gerek Asunción’dan, gerekse Brezilya’dan insanlar buraya gelip ihtiyacı olan markalı ürünleri buradan çok uygun fiyata alabiliyorlar. Yalnız bizim gibi pazar gününe denk gelirseniz maalesef dükkanların kapalı olduğunu görürsünüz. Okumaya devam et “Asunción, Paraguay”

Bozcaada


Güneş kavurucu bir sıcağı haber verirken, Odunluk İskelesinde demli bir çayla kahvaltınızı yapıyorsunuz. Karşınızda kıraç bir ada. Çevrenizde iskele, araba kuyruğu ve feribotu bekleyen insanların dışında bir şey yok. Bütün bir geceyi yolda geçirmenin yorgunluğu, bütün bunlarla birleşince, içinize kurt düşürebilir. Acaba güzel bir kaç gün geçirmek için teptiğiniz yol, bunca sıkıntıya değecek mi?

Saatler 10:00’a doğru ilerlerken yavaş yavaş bir hareketlenme başlıyor. Umursamaz tutumlarından birden sıyrılan insanların bir kısmı arabalarına, bir kısmı da feribota koşturmaya başlıyor ve yolculuk başlıyor. Daha önce adaya gelenler, feribotun çeşitli yerlerinde vakit geçirmeye çalışırken, ilk defa gelenlerin gözleri sürekli adayı izliyor. Okumaya devam et “Bozcaada”

Rio de Janeiro, Brezilya


15 milyonluk dev metropolde dolu dolu iki gün, Yemekleriyle, sokaklarıyla, plajı ve mate kültürüyle karşınızda  Rio de Janeiro. Rio de Janeiro ismi Portekizce’de Ocak Nehri anlamına gelmektedir. Brezilya’nın 15 milyon nufusuyla en kalabalık ikinci şehri olarak tanınırken aynı zamanda en eğlenceli sehirlerden biri olarak da ün kazanmıştır. En kalabalık şehir olan São Paulo 20 milyon nüfusa sahip ama Rio ile karşılaştırdığımızda hayli sönük kalıyor. Rio’ya yaptıgımız gezi icin arkadaslarım ve ben sadece iki gün ayırabildik.

Okumaya devam et “Rio de Janeiro, Brezilya”

Kapadokya Katpatuka


Kapadokya

Kapadokya, kar altında görülmeye değer! Kış aylarında vadi manzaraları, peri bacaları görüntüsü daha güzel olsa da yaşam zordur Kapadokya’da. Ama güzellikler yaşamak istiyorsak zorluklara katlanmak zorundayız… Kapadokya’da aralık ayından mart ayına kadar kar olabilir . Bu sene Şubat ortalarında kar peribacalarını kapladı ve hala lapa lapa yağmaya devam ediyor. Dünyanın başka bir yerinde daha güzel bir yer var mıdır karla kaplı Kapadokya kadar bilemiyorum… Sanki bembeyaz bir örtü tüm vadileri kaplamış. Yaz aylarında gördüğümüz o rengarenk bazalt, andezit, tüf, ingimbirit renk armonisi şimdi bembeyaz. Sadece bacaların boyun kısmındaki kül kalıntısı, ‘tüf’ün sarı rengi belli oluyor biraz, o kadar. Zaten sakin bir havası olan bu vadiler, şimdi sanki hiç el değmemiş gibi, sanki ilk keşfeden bizmişiz gibi görünüyor. Okumaya devam et “Kapadokya Katpatuka”

Masai Mara Safari, Kenya


Karibu Kenya

Ülkenin en önemli kenti Nairobi, oldukça büyük ve dağınık bir yerleşime sahip yüksek katlı binaların olduğu başkent Nairobi üç milyondan fazla nüfusa sahip. 15.yy’da sömürülmeye başlayan Kenya toprakları Portekiz,Almayna ve İngiltere tarafından uzun yıllar sömürülmüş. Ülkenin en önemli ikinci şehri ise uzun yıllar Portekiz sömürgesinde kalmış Hint Okyanusu kenarındaki daha çok müslümanların yaşadığı bir liman kenti olan Mombasa. Ülke içerisinde karayolu ağı mevcut, sadece ana yollar asfalt olsada gidiş ve dönüş tek şeritten ibaret. Tren, sömürge yıllarından kalmış haftanın üç günü Nairobi-Mombasa arasında çalışıyor. Gece yolculuk yapmak hem tehlikeli hemde çoğu yerde yasak. Büyük şehirlerde polis ve asker dışında çok sayıda özel güvenlik personeli görev yapıyor. Zenginlerin yaşadığı bazı evlerde yada işyeri çevrelerinde gece devreye giren elektrik telleri görmek mümkün. Bütün bu alışık olmadığımız durumlara rağmen Nairobi ve Kenya toprakları gezilip görülmeye değer cennetin farklı bir bahçesi gibi.


Okumaya devam et “Masai Mara Safari, Kenya”